Posts Tagged With: süleymancılar

Cemaat Kalbimde Sızıdır

Dini bütün ailelerimiz, biz çocuklarına küçük yaştan itibaren bilimum sureleri, şartları, farzları sünnetleri büyük bir şevkle öğretir. Hatta, Allah onlardan razı olsun, öğretmenin ötesinde hafızalarımıza kazırlar. Bunların yanında hak yememeyi, yalan söylememeyi, düşkünlere yardımı  da öğretirler. 5-6 yaşlarına geldiğinizde tüm bu standart bilgi ve anlayışla donanmışsınıdır. Sadece kendiniz değil yakın çevrenizdeki çocuklarla da birebir aynı şeyleri bilirsiniz. Çünkü Allah tekdir, din tekdir, ümmet tek…Sonra büyüdükçe cemaat diye birşey öğrenirsiniz, namazdaki cemaat gibi değildir ama. Sohbetler, organizasyonlar, dayanışma, kardeşlik vs. süperdir. Kendinizi daha çok geliştirir, level atlarsınız. Sonra bir gün süleymancıları duyarsınız, ardından fettullahçılar, ışıkçılar, meşveret, menzil, kadiri, rufai, pure nakşi, süper nurcu vesaire vesaire…Sizin cemaat tek cemaat değildir üstelik dostu düşmanı örgütlenmesi mekanizmaları vardır…Başkalarına bakarsınız, yakın ilişkiler kurarsınız ama manzara farklı değildir. Bu noktada birleşmelerine rağmen diğer bir çok noktada farklıdırlar..Aslında olması gereken cemaatin namazdaki cemaat gibi; aynı safta, aynı kıbleye dönmüş, omuz omuza aynı Allah a secde eden kardeşler topluluğu olması gerektiğini anlarsınız. Bu hikayemde cemaat olgusunun olumsuzluğu ile bir kez daha acı bir şekilde yüzleşmemi okuyacaksınız..

Annem ve gelin adayı bulma ekibi çalışmalarına son hızla devam etmekteydi. Tüm çabalara rağmen İşlerin iyice kesat gittiği günlerden birinde sevgili annem müjdeli bir haber ile çıka geldi. “Bu sefer turnayı gözünden vurduk inşallah!” dedi. Yüzündeki o mutlu ifadeyi tekrar görmek için şuan herşeyi verebilirim. Buldukları gelin adayı, Sevda hanım, tam benim istediğim fiziki, sosyolojik, akademik ve ahlaki düzeydeydi. Annemlerin yaptığı kız görme ziyaretinden de A+ notunu almıştı üstelik. Ayrıca Sevda hanım ve annesi *pure nakşiler cemaatine bağlılar ve cemaat içerisinde olabildiğince aktif rol oynamaktalarmış. Her ne kadar özellikle babam açısından pure nakşiler sevilesi insanlar olmasa da benim ve annem açısından hiç bir sorun teşkil etmemekteydi. Haliyle bana da görüşmek düşerdi tabi, hiç tereddüt etmeden kendisini aradım, iftar sonrası çay kahve ve muhabbet randevulaştık.

Buluşma yerine geldiğinde Sevda hanımın güzelliği ve kibarlığı ile karşılaşmak beni gerçekten şaşırtmıştı. Annem bu sefer haklıydı galiba, turnayı gördüm, nişan aldım..Sevda hanımla mekanın sessiz bir köşesinde müsait bir masaya oturduk ve muhabbete başladı. Normalde görüşmelerde; konuşmayı yönlendirme, karşımdakini rahatlatma, espri yapma vb bir çok şeyi rahatlıkla yaparım ama bu sefer durum farklıydı. Konu açmakta bile güçlük çekiyordum, allahtan Sevda hanım benim boşluğumu da dolduracak şekilde konuşabiliyordu. Okulundan, mezun olduktan sonraki maceralarından ve şu sıralar nelerle meşgul olduğundan bahsetti. Okuldan sonra bir süre çalışmış sonrasında ise cemaat işleriyle biraz daha uğraşabilmek için 1 sene kadar ara vermiş. Pure nakşiler cemaatinin evlerinde ablalık görevlerini büyük bir sorumlulukla yaptığından bahsettikten sonra sıra bana geldi. Ben de irticacı geçmişimden, cemaatlere bakış açımdan, pure nakşi cemaatinin kariyerime yönelik engelleme hareketlerinden, beni ve kendilerini nasıl başkalaştırdıklarından bahsettim. Babamın kendilerine karşı olmasına rağmen benim hepsine eşit mesafede olduğumdan bahsettim. Ardından Sevda hanım “Ben şuanki yaşantımdan asla vazgeçmem” cümlesini kurdu. Oysaki ben bu yönde birşey söylememiştim. Derken düşe kalka devam eden muhabbetimiz 1 saatin sonunda son buldu. Kendisini arabasına kadar geçirdim, park ettiği kuytu yoldan güvenle çıkana kadar kendisini izledim ve evimin yolunu tuttum. Benim açımdan olumlu bir görüşmeydi ama “asla vazgeçmem” noktasına takılmıştım biraz. Vazgeçmesindi ki zaten ama niye özellikle vurguladı ki…

Eve döndüğümde annem sevinçle sordu, ben anlattım; olumlu olumsuz her konuyu aktardım kendisine. Sevindi tabi sevgili annem ve ekledi “Pure nakşi olmasına takılma sakın yavrum!Bu kızı kaçırmayalım”. Sonraki iki akşam Sevda hanımın meşguliyetleri olduğundan kendisini rahatsız etmedim. 3. gün kendisini görüşme arzumu iletmek için aradım, ilk aramama cevap vermedi. İşi vardır, mukabelede falandır belki müsait değildir diye düşündüm. O yüzden bir sonraki aramamı 1 saat sonra yaptım, bu sefer telefonum açıldı. Sonraki konuşmaları olduğu gibi yazıyorum:

Ben- Merhaba Sevda hanım nasılsınız?

S- Merhaba, iyiyim siz?

Ben- Ben de iyiyim müsait misiniz?

S- Müsaitim

Ben- Peki akşam müsait misiniz? Sizinle tekrar görüşmek isterim.

S- Akşam müsaitim de ben sizinle görüşmek istemiyorum.

İç sesim- aaaaah

S- Sizinle görüşmemizde bizim cemaatimizden pure nakşiler diye bahsetmeniz beni çok kırdı

Ben- Keşke söyleseydiniz benim kesinlikle öyle bir..

S- Babanızın da bizim cemaatle ilgili düşünceleri üzdü beni açıkçası

Ben- Konuşmamızda da bahsettiğim gibi ben bu tarz karşıt duruşlara karşıyım biliyorsunuz. benim açımdan bu bir sorun değil.

S- Olsun ben en azından daha az kırılmış birisiyle birlikte olmak isterim, sonuçta bu benim için bir yaşam tarzı. Öyle yani..

Ben- Yani ozaman hayırlısı olsun ne diyeyim, bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

S- Ben de size zahmet verdim okadar, hayırlısı olsun.

Bu konuşmada ben asla bu şekilde konuşmazdım aslında ama ilk görüşmedeki o birşey söyleyememe hali vuku buldu ve hiç beklemiyordum gerçekten. Hep karşısında durduğum bir yaklaşıma sahipmişim muamelesi görmüştüm resmen. Buna rağmen iki kelimeyi üstüste koyup kendimi ifade edemedim, yazık oldu, çok yazık.

Benim eşimin bana karşı sorumluluklarını yerine getirdikten sonra Allah yolunda çalışmasını neden istemeyim ki? Bana yaptıkları tüm ayrımcılıklara rağmen pure nakşiliğe gönül vermiş birisiyle evlenmemde benim açımdan nasıl bir sakınca olabilir?..Ben nasıl bir cemaati diğerinden ayırırım? Ben nasıl ayrılırım, nasıl başkalaştırılırım arkadaş!?

Hiç bu kadar üzülmemiştim gerçekten, üzüntüm olmamasından değil, böyle bir sebebin önüme sürülmüş olmasından..Ah cemaat sen kalbimde sızısın…Allah bizlere sabır, dirayet ve islam kardeşliğini kalbimizde hissetmeyi nasip etsin. Amin.

Categories: Uncategorized | Tags: , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun. The Adventure Journal Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 109 takipçiye katılın