Olaylar Olaylar

Biz zamane irticacı gençleri çeşitli sosyal ortamlarda muhabbeti sevilen, esprilerine gülünen, hafif haşarı hatta kısmen fırmala tipler olarak biliniriz. İlginç olansa “çeşitli sosyal ortamlar” ın; dini sohbet ortamlarından, aile meclislerine, iş toplantılarından, starbucks toplanmalarına hatta zındık(!) arkadaş ortamlarına kadar çeşitlilik göstermesidir. Tüm bu ortamlarda kendine güveni tam, nabza göre fırlamalıklar yapan, yeni tanıyan insanların, “ne kadar sosyal bir arkadaş”,”maşallah pek de güler yüzlü, kendine güvenli” ya da yeni tanıyan zındıkların(!) “ay çok şeker çocuk dimi” veya “hocam muhabbet süper senle bigün içelim” şeklince cümleler kurduğu adamlardan oluyoruz genelde. Ama buna rağmen, içimizde hep o imam-hatip e yeni başlamış çekingen utangaç çocuğu muhafaza ederiz…Gelelim olaylara…

Hayatım boyunca nisa ırkının farklı çeşitleriyle müşerref oldum, iştir arkadaşlıktır, insani ilişkiler kurdum. Ama şu da bir gerçektir ki tüm bu insani ilişkiler sırasında süper rahat bir halde olamadım, hep içimde bir tedirginlik ve çekingenlik olmuştur. Bunun ötesinde hiçbir zaman tanımadığım bir kızla gidip muhabbet etmişliğim de olmamıştır. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü bir iki gün önce böyle birşey yaptım. Olaylar şöyle gelişti;

Birikmiş işlerimi halletmek için gün boyunca bir oraya bir buraya koşturdum durdum. Yapmam gereken bazı işler saçma sapan sebeplerden dolayı gecikti, olmayacak işler başıma geldi. O zaman farkına varmadım ama kader ağlarını örüyordu aslında. Derken bir arkadaşımla buluşup meşhur avm lerden birine gittik. Amacımız arkadaşıma takım elbise almaktı, onun için bir kaç mağaza gezdik ve alacaklarımızı aldık. Sonra bir şeyler yemek için foodcourt a doğru yürümeye başladık, telefonum çaldı, bizim gençlerden birisiyle konuşmaya daldık. Derken karşıdan iki tesettürlü bayanın geldiğini gördüm. Bayanlardan bir tanesi beni öyle etkiledi ki, tam manasıyla nevrim döndü. Bir taraftan telefonla konuşurken diğer taraftan güzeler güzeli *Ebru (bu ismi kendisine şimdi şu anda veriyorum) ya bakıyordum. Kendisine o kadar kapılmışım ki yanımdan geçip giderken etrafımda bir tur döndüm. Hatta arkamızdan yürüyen kız grubu benim halime bakıp baya bir güldüler sağolsunlar. Derken bir anda telefonlarımdan birinin olmadığını farkettim. Sağ elimde cüzdanım ve 2. telefonum vardı ama 1. telefonum yoktu. Telaşla ceplerimi yokladım, biryerde mi unuttum acaba diye düşündüm. İşin aslı 1. telefonumla o an konuşuyordum ve farkına varmam 10 sn kadar sürdü. Ebru kızımız beni benden almıştı gerçekten.

Telefondaki arkadaşla daha fazla konuşamadım alakasız bir şekilde muhabbeti kesip telefonu kapattım. Yanımdaki arkadaşa Ebru nun beni ne kadar etkilediğinden bahsettim, o da güldü sağolsun. Sonra nedendir bilinmez “Oğlum gidip konuşsam mı ki, ne dersin?” dedim. O da “Çok beğendiysen konuş, zaten hayır diycek ama en azından içinde kalmamış olur” dedi. Ebru nun büyüsüne kapılmıştım bir kere, hayatımda hiç yapmadığım, hiç cesaret edemediğim bir şeyi yapmak çocuk oyuncağı gibi geliyordu. Ebru yanımızdan geçtikten sonra biraz yürümüştük. Geri dönüp Ebru ya yetişmemiz gerekiyordu, hemen gittikleri yöne yöneldik ama Ebru orta da yoktu. Yol üstündeki mağazalara bakmaya başladık. Cesaretim kırılmak için zaten bahane arıyordu, Ebru yu göremeyince hemen kırıldı da. İçimdeki imam-hatip in utangaç çocuğu tüm benliğimi esir aldı birden. Bir mağazada Ebru yu gördüm ama cesaretim kırılmıştı bir kere. Yanımdaki arkadaşım görmemiş olsun diye geçirdim içimden, zira kendisi bu tarz bir işe başladım mı o işi kesin bitirir, bitirtirdi. Ama tabi Ebru nun o mağazada olduğu arkadaşımın da gözünden kaçmadı. İç çamaşırı mağazası olduğundan dolayı mağazaya girmedik, kapısında beklemeye koyulduk.

1-2 dakika sonra Ebru ve arkadaşı mağazadan çıktılar. Benim arkadaşım *Sinan hemen konuşmam için beni teşvik etmeye başladı;

– Oğlum hadi konuşsana, kız çıktı işte

+ Abi ne diycem şimdi kıza ben, ne desem ki, ne denir abi şimdi bu kıza, off çok heycanlandım.

– Ya ne de olsa hayır diycek abi ne heyecanlanıyosun.

+ Sağol Sinan, bi @<£#!

Ben heyecanımı yenip harekete geçene kadar Ebru ve arkadaşı başka bir mağazaya girdiler, tabi biz de kapıda beklemeye koyulduk. Kafamda çeşitli diyalog algoritmaları oluşturmaya başladım, cümleler kurdum sorular sordum cevaplar aldım IF ler Else ler havada uçuşuyordu. Bir ara elimdeki telefonlara ve cüzdana baktım, terden resmen ıslanmışlardı. Dizlerimin titrediğini hissettim, kalbimin kafamda atmasından bahsetmiyorum bile. Onca iş halletmiş,öenmli insanlarla muhatap olmuş, kriz ortamlarında bulunmuş bir adam düştüğü bu duruma inanamadım. Tam o sırada Ebru ve arkadaşı mağazadan çıktılar.

Beklenmedik bir hareketle Sinan ın konuşmasına fırsat bile vermeden “ben gidiyom” deyip arkalarından koştum, aradaki insanları geçip uygun bir noktaya gelince arkasından seslendim:

Ben – Pardon bakar mısınız, bir dakikanızı alabilir miyim? (Ebru ve arkadaşı bana doğru dönerler)

İç Sesim – Allah ım Ebru ne kadar güzel gözlerin var senin yakından çok daha güzelmişsin

Ben – Ya ben sizi az önce gördüm yani mal oldum biraz (Ebru gayet cool arkadaşı gözlerini açmış şok halinde bana bakıyor)

İç Sesim – Eye liner ı güzel çekmiş ama mascara yı gözünün yanına dokundurmuş izi kalmış.

Ben – Eğer bana bir beş dakikanızı ayırabilirseniz sizinle oturup konuşmak tanışmak isterim.

Ebru – Olmaz

Ben – Olmaz mı, peki ozaman, kabul etmezsiniz büyük ihtimalle ama, hani ailemden biliyorum..(Ebru başını hafif öne ve sağa eğer e yani bakışı atar)

İç Sesim – Çabuk ol hemen kabul edebileceği diğer tekliflere geç.

Ben – İsminizi söyleseniz olur mu ben bir şekilde sizinle iletişime geçmeye çalışsam?

Ebru – Hayır

İç Sesim – E ama sen böyle yaparsan ben seninle nasıl tanışabilirim ki höööf hayır ya yapma

Ben – Ben ismimi söylesem?

Ebru – Hayır

Ben – Peki (Ebru ve arkadaşı yollarına devam ederler)

Ben – Kusura bakmayın.

İç Sesim – Niye böyle birşey dedin ki şimdi, bide kızın sağ omzuna söyledin farkettiysen..

Ebru kızımız algoritmalarıma uygun cevaplar vererek END satırına kadar geldi. İki kelimeyle beni alaşağı etmeyi başarmıştı. Sinan ın yanına gittim, “Oğlum, olmaz dedi hayır dedi yaa” dedim ve yemek yemek üzere yolumuza devam ettik. Bende yine o standart sessizlik durumu oluşmuştu (Captain Miller styla bit.ly/QBEwBb). Sinan a ne kadar üzüldüğüm ile ilgili bir kaç şey söylediğimi hatırlıyorum sadece. Yemek yemek istemediğimi söyledim bir de. KFC ye gittik sipariş almak için kasadaki çocuk bir süre bana baktı ben ona baktım. “ben iyi değilim arkadaş sipariş verecek” dedim. Yemeğimizi aldık, Sinan birkaç güzel kız gösterdi sallamadım, yemeğimizi yedik kalktık.

Otoparka giden yürüyen merdivenle aşşağı iniyorduk, tam o sırada Ebru ve arkadaşı da karşıdan geldiğini gördüm, uzun uzun baktım. Bizi kesin gördüler ama bir kere bile bakmadılar. Yanımızdan yukarı çıkan merdivene binecek gibi oldular, tereddüt ettiler kitlendiler ne yöne gideceklerini bilemediler bir süre. Sonra yürüyüp gittik…O avm de iki kişinin karşılaşması pek mümkün değildi, kader oyununda kesişen hayatlar sahnesi tarzı bir şeydi işte..Arabama binip avm den ayrıldık, kendimizi spora verdik…

Halis niyetle tüm seçeneklerimi deniyorum, sonuçta müslüman bir gencin evlenmek için çaba sarfetmesi kadar doğal birşey olamaz. Keşke bu çabalarımı insanlar anlasa da buna göre adım atabilseler…

*Ebru: hayatımda ilk defa tanışmak için gidip konuştuğum kız, *Sinan: yanımda kırmızı şortuyla gezen arkadaşım.

Categories: Uncategorized | 1 Yorum

Yazı dolaşımı

One thought on “Olaylar Olaylar

  1. Haldun

    Kızı ikinci kez gördüğünde teklifini yenileyecektin, kız senin için dönmüş aslında….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: