Hikaye 9 – Şeytanın bacağı

“Bu hikayede Mehmet rumuzlu misafir yazarımızın başından geçen yaşanmış olaylar anlatılmaktadır. Karakterler tamamen gerçek isimler ve şehirler tamamen hayal ürünüdür. Siz de hikayelerinizi paylaşmak isterseniz abbasarinan@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.”

Bir çok mavi yakalı gibi iş icabı doğup büyüdüğüm, ailemin yaşadığı, çok sevdiğim memleketimden uzakta, bir türlü alışamadığım, bozkırın ortasında bir şehirde yaşıyorum. Tahmin etmek zor olmasa gerek Ankara’ dayım ve yine tahmin edersiniz ki asıl memleketim ise İstanbul. Hal böyleyken ailemin kız bulma çalışmaları daha ziyade İstanbul çevrelerinde yoğunlaşıyor. “Mecnun dağları delmişse biz de evlilik uğruna mesafeleri aşarız arkadaş!” yaklaşımıyla mekandan bağımsız potansiyel adaylarla görüşmek için elimden geleni yapıyorum.

Günlerden birgün valide sultandan bir ferman geldi; “Münasip bir gelin adayı var, gel bir görüş!”.Kimdir, kimlerdendir araştırmalarım sonucunda Pakize kızımızın ilahiyat mezunu olduğu, muhterem pederinin müftü olduğunu öğrendim. Bana gayet uygun bir profilde olduğundan olumlu görüşümü aileme ilettim. Hemen bağlantılar kuruldu görüşme ayarlandı, apartopar yollara düşüldü.

Yorucu bir gece yolculuğu sonrası ertesi gün Pakize hanımın talebiyle gayet kalabalık ve bir o kadar da gürültülü meşhur AVM lerden birinde nezih(!) bir pastanede buluştuk.Muhabbetler edildi, çaylar pastalar yenildi, güzel ve karşılıklı olumlu geçen bir  görüşme oldu. Tekrar görüşmek üzere sözleşip ayrıldık. Sanki bu sefer olacak gibiydi, hadi hayırlısıydı.

Sonraki günlerde detaylı internet araştırmaları yaptım, facebook üzerinden kızımızı buldum, kendisi paylaşmasa da sağolsun küçük kız kardeşi bütün profilini, bicümle sülalenin fotoğraflarını herkese açık bir şekilde paylaşmıştı. Böylece tüm aile fertleriyle, amcalar ve halalarla uzaktan müşerref oldum.

Bir sonraki haftasonu yine aynı yerde aynı zamanda görüşmek üzere yola koyuldum. Pakizeyle buluştuk oturduk muhabbet etmeye başladık. Derken yanımızdan geçen iki kız dikkatimi çekti, kısa bir süre bizi kestiler ve bir iki masa arkamıza oturdular. Kendilerini tanımadığımı düşünseler de Facebook sayesinde müşerref olduğum Pakizenin kız kardeşleriydi. Büyük ihtimalle aile tarafından double check için gönderilmişlerdi. Organize bir şekilde biz ayrılmadan,kalkıp yine önümüzden geçip gittiler. İkinci görüşmemiz de gayet olumlu geçmişti, iyiden iyiye birbirimize ısınmıştık. Ayrıca müstakbel kayınpederi adayımızın da benimle görüşmek, tanışmak istediğini belirtti. Yine bir sonraki hafta görüşmek üzere ayrıldık.

Pakize’ nin annesi ve babası, iş icabı başka bir şehirde ikamet ediyorlardı. Sonraki hafta, müstakbel kayınpederimle tanışmaya gitmek üzere uçak araştırdım, ne havaalanları ne de saatler uygundu. Otobüsle Ankara dan yine bir akşam üzeri çıktım ve yaklaşık 10 saatlik bir otobüs yolculuğun ardından sabahın erken saatlerinde ilgili şehre vardım. Önceden yaptığımız görüşmelerde 11:30 civarı ziyaret edebileceğimi belirtmiştim. Bu yüzden o saate kadar sağda solda bilinçsizce oyalandım.

Tam vaktinde kapılarındaydım, zile bastım, kapıyı müstakbel kayınpeder açtı, daha önce aldığım tatlıyı kendisine sundum. Salona geçtik, derken müstakbel kayınvalidem geldi ve tanışma amaçlı diyaloglar döndü. Sağolsunlar ikramda bulundular, herşey yolundaydı.Derken öğle namazı vakti yaklaştı Müftü beyle camiye gitmek üzere hazırlık yaptık. Kendisi namazdan sonra ilçede bir açılışa dua için davetli olduğunu söyledi. Annemiz, “İsterseniz beraber gidin dediyse de” kendisi pek oralı olmadı.

Namazdan sonra beraber evin önüne geldik, iletişim bilgilerimizi değiştokuş ettik. Hemen ardından; “Açılış şimdi kalabalık olur, istersen sen gelme” dedi ( http://bit.ly/INHPEL ) ve mümkünse Bursa’ daki babasıyla da bir görüşmemi istedi. Bu şekilde bir muhabbetten sonra ben izin isteyerek ayrıldım. Pakize’ nin dedesiyle görüşme fikri her ne kadar enteresan gelse de Bursa’ ya gidiş alternatiflerini değerlendirdim. En erken akşam 9:30 gibi Bursa’ da olabilirdim, o saatte de yaşlı bir adam rahatsız edilmez diye düşündüm.Vazgeçip Ankara otobüsüne bindim.Yoldayken babam aradı ve müstakbel dünürü ile tanışmak istediğini iletti, telefon numarasını istedi. Bir müddet sonra yine aradı ve telefonun uzun süre çaldığını ama açılmadığını, bu işten şüphelendiğini iletti. Ben de müsait değildir belki şimdi akşam saati, yarın bir daha ararsın dedim. Ertesi gün babam yine aramış ve telefonlar yine cevap vermemişti. Ben bu duruma fazla aldırış etmedim ama babam iyice kıllanmış ve bu işte bir iş var demişti. Tecrübe konuşuyordu belkide..

Ortalığı kolaçan etme adına ertesi gün Pakize’ yi aradım. “Ailenle görüşebildin mi, nedir durum, ne düşünüyorlar” diye sordum. Kendisi, ailesinin olumlu baktığını söyledi ve “Hayırlısı olur inşallah” dedi. Aynı görüşmede, sonraki cumartesi nerede ne zaman buluşacağımızı konuştuk sözleştik. Allah’ ım bu sefer kesin olacaktı heralde, check listi başarıyla doldurmuştum;

Pakize OK
Müftü Baba OK
Anne 1 OK
Anne 2 OK
Kız kardeş 1 OK
Kız kardeş 2 OK
Dede ?
Baba 1 ?

Total Score: Pass

Bu arada Pakize’ nin bir kuzeninin bizim şirkette çalıştığını öğrenmiş ve kendisiyle iletişime geçmiştim. Hatta bir akşam evime davet ettim, oturduk muhabbetin dibine vurduk. Benimle ilgili olumlu görüşlerini Pakize’ nin ailesine ileteceğini bile söyledi, o derece. Aileyi içten fethettiğimi düşünerek, hadi yine iyiyim kırdım şeytanın bacağını moduna girmiştim iyiden iyiye. Bu modda cuma akşamına aldığım biletin saatini beklemeye başladım.

Yolculuktan bir gün önce beklenmedik bir şekilde bir mesaj aldım, Pakize’den geliyordu. Okumamla kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü, mesaj şu şekildeydi, “Ben ailemle aynı noktada  buluşamadım, hayırlısı olsun, hakkını helal et”. Bu kadar mıydı? Bu muydu yani? Elbetteki kabullenemedim. Aradım, aradım yine aradım ama telefonunu açmadı. Kuzenini aradım, kendisinin bir şey bilmediğini, araya girmek istemediğini söyledi. Pes etmedim, aracı bir ablamız vardı onu arattım anneme, o da Pakize’ye ulaşamıyordu.

Bütün hayallerim yıkılmıştı, tam oldu derken avcumdan uçup gitmişti istikbalim. Aradığım mutluluk üç beş kelimelik bir mesajla elimden kayıp gitmişti…Sabahlara kadar düşünmekten uyuyamıyordum, çok canım sıkılmış, çok üzülmüştüm…Pakize kızımıza sitem dolu mesajlar yazdım; telefonlarını neden açmadığını, neler olduğunu sordum. Bu işin çocuk oyuncağı olmadığını ve bir mesajla bitirilemeyeceğini, ahımı aldıklarını yazdım, yazdım da yazdım. Aracı ablamız sonradan bir şekilde kendisine ulaştı; Pakize’ nin çok üzgün olduğunu, perşembe sabahtan akşama ailesini ikna etmeye uğraştığını ama başaramadığını söyledi. Pakize onaylamasa ta oralara kadar beni yönlendirmeyeceğini ve bütün gün ağladığını söylemiş, benim mesajlarımı da ağır bulduğunu iletmiş. Ama gerçek sebep konusunda net birşey söylememiş. Israrlı araştırlamarım sonucunda bir ay kadar sonra benden gizlenen acı gerçeği öğrendim..

Meğer müftü efendi -evlenecek olan kendisiymiş gibi- tipimi beğenmemiş!

Total Score: Epic Fail

Categories: Uncategorized | Tags: , , , , , | Yorum bırakın

Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: