DALLAS – Episode 1 “Rise of Ceyar(Jr)”

Görsel

Hikayelerimde ara ara bahsettiğim kısıtlı insan çevresinin ve kader ağlarının örülmesi sonucunda, bir zamanlarım meşhur dizisi Dallas’ taki abuk subuk insan ilişkileri ve bağlantıları bizzat tarafımca yaşanır oldu. Bu hikayede yakın arkadaş çevrem ile yaşamış olduğum Dallas vari bir maceramı daha anlatacağım. Biraz daha anlaşılır olması açısından hikayeyi 2 parçada anlatacağım, işte geliyor…

Üniversitedeki hocalarımdan bir  tanesi ile uzun zaman komşuluk yaptık, benim çocukluğum hocamın gençliğine denk gelmiş, okul, nişan düğün, taşınma bilimum aktivitelerine şahit olmuştum. Kendisiyle olmasa da ailesiyle halen komşuluğumuz sürüyor. Hocamın annesi *Melek teyze bir gün muhterem anneme gelerek yine üniversiteden hocam olan *Mülazım hocanın kızını tavsiye etmiş. Olay bana aksettiğinde artık uzmanlaştığım, hatta benim için oldukça sıradan bir hadiseye dönen internet araştırmalarını yaptım. Hiç yüzyüze görüşmediğim sadece internetten tanıştığım alakasız bir arkadaşımın Mülazım hocanın kızı *Rümeysa ile ortak arkadaşım olduğunu gördüm. Utana sıkıla ufaktan mevzuyu arkadaşıma çıtlattım, ciddiyetimi belirttim ve beklenmedik bir şekilde *Berk bana facebook şifresini verdi! Böylece Rümeysa kızımız ile ilgili detaylı bir karakter analizi yapma fırsatını elde etmiş oldum. Lakin analiz sonuçlarıma göre durum pek olumlu değildi. Bu yüzden Rümeysa mevzusunu biraz sürünceme de bıraktım. Tabi bu süreçte Mülazım hoca ile tanışıklığı olan babamın sitemkar, hafiften kızmalı ve iğneleyici baskılarına sıklıkla maruz kaldım. İyiden iyiye bu baskılardan sıkılmıştım, arkadaşlarıma bile dert yanmıştım o derece. Tüm bu baskıların sonucunda kendimi yine Rümeysa yı araştırırken buldum tabi. Sonraki günlerin birinde üniversitedeki arkadaşlarımdan *Bob un evinde toplaşmış, herkes bir köşede kendi halinde takılırken yine araştırma faaliyetlerine başlamıştım. Ne yaptığımı soran arkadaşlara; Mülazım hocanın kızı ile ilgili araştırma yaptığımı söyleyince, gençler hocalarının kızını merak ettiler ve resmine bakmak istediler, ben de engellemedim kendilerini. Sonra (her ne kadar sonrasında inkar etseler de) sırasıyla Bob ve *Charlie; Rümeysa nın güzel olmadığını, *Ceyar ise Rümeysa nın bana yakışmayacak bir kız olduğunu söylediler. Ben bu yorumları pek de önemsemesem de attım hafızaya. Bu olaydan sonra günden güne hem benim isteğim hem de babamın baskıları azaldı. Buna rağmen Rümeysa aklımın bir köşesindeki yerini korumaya devam etti.

Tüm bu girizgah olaylardan sonra bir gün; yakında evleneceğime delalet eden, bir rüya gördüm. Bu rüyadan 2 gün sonra hep gittiğim alışveriş merkezlerinin birinde Rümeysa’ yı gördüm. Rümeysa hiç resimlerindeki gibi değildi, Bob, Charlie ve Ceyar ın dediklerinin aksine billur bir güzelliği, kendi çapında bir endamı vardı. Aman Allah’ ım! Rüyam gerçek mi olacaktı? Bu bir işaret miydi yoksa?! Hemen telefona sarıldım anneme Rümeysa için Melek teyzeler üzerinden girişimde bulunmasını istedim. Enteresandır annem bu sefer cool bir şekilde “Eve gel bir konuşalım, istişare edelim, sonra..”dedi. Bu konuşmadan beni uzuun bir sürecin beklediğini almalıydım…Annemin Melek teyzeye konuyu aktarması, Melek teyzenin oğluna, oğlunun Mülazım hocaya mevzuyu iletmesi yaklaşık 10 gün sürdü. Daha kötüsü tam Mülayim hocanın konuyu eşine ve kızına aktardığı 11. günde Rümeysa ve annesinin 10 günlük bir Avrupa gezisine gitmesiydi. Buna rağmen Mülazım hocanın benim, ailem hakkındaki ve kızıyla görüşmem konusundaki olumlu görüşlerini bildirmesi bir nebze gönlümü ferahlattı. Ama eşi ve kızıyla konuyu istişare etmesi gerektiğini de iletti tabi ki.  10 gün daha geçti, sonunda Rümeysa vatana döndü. Sonrasında 1 hafta benim annem, 1 hafta Melek teyze, 3 gün Melek teyzenin oğlu, 10 gün de Mülazım hoca salladı. Sonuçta hiç de yabancı olmadığım; “Kızımız okulunu yeni bitirdi”,”KPSS ye girecek”,”Yüksek lisans yapacak” vb. bahanelerin ardından “biz oğlunuzla düşünmüyoruz” cevabını aldık. Rüya, Rümeysayla karşılaşmam, Mülazım hocanın mevzuya sıcak bakması ve 2 aylık heyecanlı bekleyiş sonucunda bu cevap beni üzüntülere gark etti. Her geçen gün bu konulardaki hassasiyetimin artmasından olsa gerek, iyice nasırlaşacağına daha çok kanıyordu…

Günler haftalar geçiyordu, üzüntüm giderek azalsa da Rümeysa konusu ara sıra aklıma gelmiyor değildi. Gün içerisinde dertlendiğim anlardan birinde üniversitedeki arkadaşlarımla ortak başka bir arkadaşım olan *Smith işyerine ziyaretime geldi. Moralimin bozukluğunu farkedip içimi dökmemi sağladı, sonra bu kadar üzüldüğüm kızı merak etti, ısrarları sonrasında Smith e Rümeysanın resmini gösterdim. Fotoğrafı görür görmez Smith in ağzından şu tarihi sözler döküldü:

– Aaa bu kızı Ceyar ın annesi Bob a düşünmüş, Rümeysa nın annesinde kızımızın vesikalık fotoğrafını almış (ki kız tarafından fotoğraf alabilmenin ne kadar zor olduğunu bilirim)Ceyar da bu kızın resmini geçen Bob a gösterdi. Ama Bob beğenmedi, görüşmek istemedi.

Bir an dondum kaldım, Smith de olayı çözdü, ufaktan bir şaşırma küfürü patlattı, bir süre karşılıklı  sustuk… Arkadaşlarımdan biri (Ceyar) “sana yakışmaz bu kız” dediği Rümeysa nın fotoğrafını Bob a göstermiş, Rümeysa için “yok abi güzel değil” diyen Bob ise yine benzer bir cümle kurmuştu. Kelimenin tam anlamıyla mal oldum, kızdım, kafamda uçuşan ihtimalleri bir kenara bıraktım ve Ceyar ı aradım. “Sen ne yaptın Ceyar” dedim, olayın vehametini anladığında diyecek birşey bulamadı bir şaşırma küfürü de kendisi patlattı, “sinirliyim sonra görüşürüz” deyip telefonu kapattım. Normalde Ceyar da, Bob da, Smith de mevzu bir şekilde bağlantılı olduğu hanımlarla ilgili konularda kazaklığın ötesinde agresif duruşu olan insanlardır. Böyle bir durumla karşılaştıklarında yapabilecekleri şeyler gayet geniş bir çerçeve çizer gerçekten. (Charlie bu konuda biraz rahattır, ona değinmiyorum) Ben ise önceleri durumu arkadaşlarımın mallığına, özensizliğine veya dikkatsizliğine versem de sonraları, mevzunun pek yenilip yutulmayacak bir durum olması ve halen üzüntüsünü yaşadığım bir olayla bağlantılı olmasından dolayı üzüntümü ve kızgınlığımı gideremedim. En iyisi bir süre görüşmemekti, telefonlarına çıkmadım, gönderdikleri haberlere cevap vermedim…Konuyu paylaştığım insanlar bu tepkime şaşırdı; tepki göstermemi, onlarla ilişkimi tamamen kesmemi hatta kendilerine zarar vermemi telkin ettiler. Tüm bunlara rağmen 2-3 hafta kadar sonra sakinleştim ve olayın kahramanlarıyla konuştuk. Kötü bir niyetleri olmadığını, o Rümeysa nın bu Rumeysa olduğunu bilemediklerini, resmi göstermediğimi, hatırlamadıklarını, kendilerinden nasıl şüphe edebileceğimi, bu konuda suçlu olmadıklarını vs. söylediler. Ben de Bob a inandım, Ceyar ın da zaman zaman, mal bir adam olduğuna kanaat getirdik.

Tüm bu olayların sonrasında ise yine tam bir klasik yaşandı; Mülazım hocanın yeni mezun olmuş, KPSS ye girecek ve master yapacak olan müstakbel kızı Rümeysa hanım nişanlandı. Bu haberi de Ceyar duyar duymaz telefonla bana iletti ve bu şekilde öğrendik. Yorgan gitti kavga bitti gibi bir durum olduğu düşünülebilir. Ama olayın Rümeysa nın şahsıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtmekte fayda görüyorum.

Hikayenin ikinci bölümü ile ilgili bir spoiler vereyim; yollarımız bir arkadaşımla kez daha kesişecek, farklı bir maceranın sonunda Rümeysa nın hikayeye bir daha teşrifiyle şimdilik son bulacak. Kim bilir belki aynı ekip bu serinin 3. bölümünü de yazdırabilir…

Önemli Açıklama: Bu hikayeyi okuyan mutaassıp arkadaşlar, talip olacağım kızın fotoğraflarına ulaşma yöntemime, bu fotoğraflardan bir ikisini erkek arkadaşlarıma göstermeme takılabilir. Bu noktada şunları anlamanızda fayda olduğunu düşünüyorum; eğer niyetiniz evlilikse müslüman bir hatun kişinin fotoğraflarına, kendisine, gözlerine, ellerine bakabilir, konuşabilir hatta bazı alimlere göre saçlarını açmasını isteyebilir, ayak bileklerine bakabilirsiniz. Bundan ayrı olarak; islam şeriatına göre tesettüre bürünmüş bir müslüman kadını diğer müslüman erkeklerin görmesinde bir mahsur bulunmamaktadır. Kaldı ki bu hanımlar günlük hayatlarında okulda, alışverişte, yolculukta vb bir çok yerde erkeklerle muhatap olmakta ve görülmektedirler. Bu sebepledir ki tesettürlü müslüman bir hanımın fotoğrafının müslüman erkeklerce görülmesinde, gösterilmesinde dinen bir mahsur olmaz. Ahlaki ve kültürel açıdan bakıldığında ise evlenme niyetinde olduğun bir hanımı evlenmeden önce veya sonra yakın çevrendeki insanların görmesinde bir mahsur olacağını düşünmeden önce; etrafınızdaki insanların dolmuştaki bir apaçiden, mağazadaki yılışık tezgahtardan, okuldaki öğrenci arkadaşlarından daha güven duyulmaz insanlar olup olmadığını düşünün. Eğer güven vermeyen insanlarsa; mümkünse çevrenizi değiştirin. Güven duymanıza rağmen halen göstermemeniz gerektiğini düşünüyorsanız profesyonel destek almanızda fayda görüyorum. Son olarak ilgili hatun kişiler sosyal hayatlarında erkeklerle etkileşimlerine ileri seviye hassasiyet gösteriyorsa kendisilerine ve size sonsuz saygılarımı sunarım…

*Mülazım Hoca: üniversiteden hocam, *Melek Teyze; üniversiteden başka bir hocamın annesi, *Rümeysa: Mülazım hocanın kızı, *Bob, *Ceyar, *Charlie: Üniversiteden yakın arkadaşlarım, *Smith: üniversiteden yakın arkadaşlarımla ortak başka bir arkadaşım, *Berk: internetten tanışıklığımın olduğu, Rümeysayla aynı bölümde okumuş arkadaşım

Categories: Uncategorized | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: