Bir Sevda Masalı

Uzun bir aradan sonra yeni bir hikayeyle karşınızdayım. Bu uzun aranın sebebini bu hikayeyi okuduğunuzda anlayacağınızı umuyorum. Buyrun başlayalım..

Evlilik niyetiyle tanışma süreçlerinde aileniz veya arkadaşlarınız aracı olma konusunda başarısız olur da iş başa düşerse yandınız demektir. Özellikle benim gibi, hedef kitleniz tesettürlü, dini bütün, eğitimli ve güzel hatunlar ise işiniz en az 5 kat daha zordur. Bırakın tanışmayı; konuşmak, göz teması kurmak, yakınlarında dolanmak bile gerçek bir çaba gerektirir. Tüm bunların ötesinde ise gururunuzu bir kenara koyup, işin püf noktası olan ısrar konusuna yoğunlaşmanız gerekir. Amaa bu gereklilikleri sağlasanız ve çabalasanız dahi beklediğiniz sonucu elde edemeyebilirsiniz…

Eski iş yerimden arkadaşım *Cemil haftalık rutin takılmalarımız sırasında işyerine yeni başlayan bir hatun kişiden bahsetti, yüzeysel olarak. İlk başta pek sallamasam da internet araştırmaları sonucunda elde ettiğim bilgi ve belgeler sayesinde yine yeni bir maceraya atılmam gerektiğine karar verdim. Cemil’le bir sonraki görüşmemizde ne yapsak da *Selda kızımızı bir görsek senaryosu üzerinde kafa patlattık. Genelde bu görme olayı bile büyük zorluklar içerir lakin Cemil in muhteşem fikriyle gerekli organizasyonu hemence yapıverdik. Cemil üzerinde çalıştığı projenin Selda yı ilgilendiren kısmıyla ilgili ikili bir çalışma ayarladı. Ben de geçerken arkadaşını ziyaret eden eski çalışan rolüyle toplantıya iştirak edecektim. Selda hanımı kıllandırmamak için toplantı saatinden 10 dk sonra Cemil in odasına gittim. Tabi Selda hanım orda yoktu ama “olum Cemil nerde bu kız?!” demeye kalmadı Selda hanım kapıda göründü. Beni görünce bir an durup “Cemil bey rahatsız etmeyim isterseniz sonra görüşelim” dese de Cemil in ısrarlı tavrı sonucu içeri girdi ve çalışmaya başladılar. Ben de ara ara konuya girmeye çalışsam da pek başarılı olamadım. Çünkü iç sesim çıldırmış gibiydi; “Allahım ne kadar güzelmiş gözleri, resimdekinden bile güzel. Ooov üzerindeki kombin de çok şıkmış, tarzı süper, Vaaav konuşması da ne kadar güzelmiş, cool hatun.Nasıl bir kızsın sen yahu ağlamak istiyorum!!”

Bu ilk görme seansının ardından bir sonraki adımda ne yapmamız konusunda gerek whatsapp üzerinden gerekse yüzyüze çeşitli beyin fırtınaları yaptık algoritmalar geliştirdik. whatsapp da çalıştığımız bir algoritma örneği şu şekilde mesela🙂

Resim

Normalde bu gibi durumlarda kızımızın yakın arkadaşlarına ulaşılır önce, eğer olmazsa başka bir hanım aracı bulunur, o da olmazsa son çare ağzı laf yapan bir erkek aracı kullanılır. Bu prensibe istinaden yaptığım çalışmalarda en yakın arkadaşın izmir e tayin olması, şirket içindeki diğer kızlar ile ortak tanıdık bulunamaması hatta ve hatta şirket ablasının Selda ile muhabbetinin olmaması gibi talihsiz durumlar ile karşılaştım. Tabi bu sırada çeşitli cemaat bağlantılarımı arkadaşlarımın eşlerini bilimum iletişim kanallarını kullandım veda yemeklerine bile gittim. Ama artık çok vakit geçmişti bir an önce girişimde bulunmalıydım ve son çare olarak algoritmamızda X ile işaretli erkek aracıyı denemek durumundaydım. Algoritmada boynu bükük abbas olarak belirtilen ben erkek aracı ile telefonda görüşerek, Selda ile konuşurken önce benden bahsetmesini, beni övmesini, yere göğe sığdıramamasını, kefil olmasını falan söyledim. Peki işe yaradı mı? Hayır tabi ki. Erkek aracı kardeşimiz ertesi sabah Selda ya gidip “Cemil in bi arkadaşı var senle görüşmek istiyor” demiş. Selda da hayır demiş haliyle. Erkek aracıyı neden son çare olarak değerlendirdiğimi anlamışsınızdır herhalde🙂

Bu talihsiz diyalog sonrasında bir de kendim olarak facebook tan girişimde bulundum. 0.66 kuruş karşılığında arkadaşım olmayan Selda hanıma güzel bir mesaj yazdım. Fikrinin halen değişmediğiniz yazsa da tekrar 0.66 kuruş ödeyerek cevap yazdım. Paraya kıydım anlıycağınız🙂 ama bu sefer cevap gelmedi…Standart prosedürü izlemiş ve yine başarısız olmuştum. Üzgündüm, böylesine beğendiğim bir hanım kızı kaçırdığım için…

Sonraki haftalarda Cemil şirket messenger ı üzerinden Selda ile yaptığı konuşmadan bahsetti, doğrudan yazıyorum.

“Abi Selda ile iş konusunda konuşurken biraz senin mevzuyu kurcalayım dedim. Kendisi de bu konuda benle konuşmak istediğini söyledi. Şaşırdım bir an ne diyecek diye, kızcak, sitem etcek diye bekliyorum. Ne dese beğenirsin “Abbas bey benim Liseden yakın bir arkadaşımla görüşmüştü, hatta arkadaşım Abbas bey in resmini göstermişti bana” bunu söyleyince japon çizgi filmlerindeki gibi alnımda bir damla belirdi ve tek vücut olarak sandalyeden düştüm:) Abi meğerse kız sana sırf bu yüzden hayır diyormuş.”

Bu konuşma sonrasında nasıl şaşırdığımı anlatamam. bu kadar hikaye yazmış olmama rağmen toplasan 3-5 kişiyle ya görüşmüşümdür ya görüşmemişimdir. Nasıl olur da bu kadar denk gelebilir ki?! Kim olduğunu düşündüm taşındım ve sonunda buldum. Selda nın Liseden yakın arkadaşı, Üç Kere hikayesindeki, Nesibe kızımız imiş. Hikayeyi okursanız zorla görüşmek zorunda bırakıldığım bir hatun kişinin büyük umut bağladığım Selda ile tanışma projemi nasıl olup da baltalayabildiğine şahit olursunuz. Bu son olaydan sonra iyice yıkılmış ve umutlarını yitirmiş bir şekilde yaşamıma devam ettim. Başka talipler çıksa da görüşmedim, öyle takıldım amaçsızca. 

Aradan neredeyse 2 ay geçmişti, Cemil ile isyankar (!) modunda takıldığımız bir günün sonrasında Cemil şirket messenger ı üzerinden Selda ya benim yine kendisiyle görüşmek istediğimi söylemiş ve yine red cevabını almıştı. Aynı hafta yaşça benden baya büyük olan kız kuzenimle bu konuyu konuştuk. Bu durum kuzenimin de içine dert olmuştu, elimizden birşey gelmemesine sinirleri bozulmuştu. Ertesi akşam aynı kuzenim aradı; kendisi cemaat ablası olması münasebetiyle Selda nın şirket ablasına, onun üzerinden de Selda nın İzmir e tayin olan yakın arkadaşına ulaşmış ve benimle ilgili kendisiyle konuşmuş. Arkadaşı bu konuda Selda nın çok hassas olduğunu, işimin kolay hatta imkansız olduğunu, çok ısrar etmem gerektiğini söylemiş. Kuzenim de aynı fikirde olduğunu kızların ısrardan hoşlandığını daha fazla ısrarcı olmam gerektiğini söyleyip beni gaza getirdi. Ben de bunun üzerine yeni yollar bulmak için düşünmeye başladım.

Sonraki günlerde çaresizce çabaladım ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu. Sonra bir sabah uyandığımda İzmir den özel olarak getirttiğim minyatür cam hayvancıklarım gözüme çarptı ve kafamda bir ampul yandı. Bir masal yazmalı ve bu camdan hayvancıkları kullanmalıydım. Sonra bu masalı güzel bir sunumla Selda ya ulaştırmalıydım. Aynı günün akşamında güzel mesaj içerikli bir masal yazmıştım bile. Gayet harika bir sunum da kafamda şekillenmişti. Peki değer miydi? Tanımadığım, bilmediğim, benimle görüşmek istemeyen bir kız için değer miydi? Bunca zaman saçmalıklarıyla vaktimi çalan bu kızlar için değer miydi? Bir an gaza geldim ve değmez diyerek tasarladığım projemi rafa kaldırdım. Bir iki hafta sonra kuzenim arayıp bir hamle yapmam için yine ısrarcı oldu. Pek hevesim yoktu aslında ama ben elimden gelen herşeyi yapmalı sonra tevekkül etmeliydim. Dalgalı ruh halim bu sefer de tasarladığım projeyi hayata geçirmemi söyledi. 2 gün içerisinde her şeyiyle hazır, planlaması yapılmış bir çalışmayı tamamlamıştım. Aşağıda çalışmamın adımlarını görebilirsiniz.

Resim

Yazdığım masaldan biraz bahsedeyim size; masalımın kahramanları uzak diyarlardaki prenses (Selda), bilge bir baykuş, ak geyik (Ben) ve rüya tabir eden tekir kediydi. Bilge baykuşun getirdiği sihirli mektubu okuyan prenses sonsuz bir uykuya dalıyor, rüyasında karanlık ormanda yürürken karşısına ak geyik çıkıyor ve geyik dilinde bir şeyler söylüyor. ak geyiğin konuşmasını hırıltı olarak duyan prenses korkup kaçmaya başlıyor. Ak geyik de prensesi korkuttuğunu anlayıp bir daha karşısına çıkmıyor ama uzaktan takip ediyor. Derken kötü kalpli büyücü prensesin karşısına çıkıyor. Tam asasıyla prensesi taşa çevirecekken ak geyik kendini öne atıp prensesi kurtarıyor son hamleyle cadıyı öldürüyor ama mor bir taşa dönüşüyor. Sonra prenses uyanıyor ve ayak ucunda oturan tekir kediye ruyasını anlatıyor. Tekir dile gelip şunu diyor “Seni büyücünün elinden kurtaran ve bu kabustan uyandıran ak geyikten kaçmasaydın, onunla konuşsaydın gördüğün kabus yerine sonsuza dek sürecek bir rüyada yaşayabilirdin.Eğer ak geyik karşına tekrar çıkarsa bence bi konuş yaani…” diyor ve masal bitiyor. Her kahramanın sırası geldiğinde camdan hayvancıklarımı oraya yapıştırdım. Masalın sonuna da sadece adımı yazdım. Selda nın ismini özellikle yazmadım ki olumsuz bir durum oluşup kendisini zor durumda bırakmayım.

Planıma göre Perşembe akşamı Selda nın iş yerine gidip masasına kutumu bırakacaktım. Cuma günü masalımı okuyacak, hafta sonu düşünme fırsatı olacak, belki Cemil üzerinden bana bir şeyler diyecek, olmadı Pazartesi günü karşısına çıkıp yüz yüze konuşacaktım. Perşembe akşamı Cemil in tarif ettiği şekilde Selda nın masasını bulup kutumu bıraktım. Cuma, Cumartesi, Pazar geçmek bilmedi, Pazartesi günü de hiçbir hareket olmadı. Bu süre içinde yakın bir arkadaşımın eşinin desteğiyle bir konuşma hazırladım ve telefonuma yazdım ve kaç kere çalıştım bilmiyorum. Pazartesi akşamı Selda nın iş çıkışına yarım saat kala servislerinin kalktığı yere konuşlandım. Hava soğuk olduğu için arabamın içinde bekliyordum. Beklerken bir yandan da yazdğım konuşma metnine çalışıyordum. Giriş ve gelişme kısmını iyice özümseyip olumsuz bir cevap alma durumumda söyleyeceklerime geçmiştim ki birden kapalı olan radyo kendi kendine açıldı. Daha enteresanı son zamanların favori şarkısı çalmaya başladı “Sevmediysen pekiiiii sen tamamlaaa sonuuuuu dırı rın dın dırııı”. Allah ım sanki cinler periler benimle dalga geçiyordu, zaten gergindim iyice sinirlerim bozuldu, arabadan indim ve soğukta beklemeye başladım. 15 dakika kadar bekledim sonra Cemil Whatsapp dan yazmaya başladı; Selda şirket messenger ından mesaj yazıyordu..Meğerse 1 hafta önce Selda başka bir odaya taşınmış, benim kutuyu bıraktığım masada da başka bir kız oturuyormuş. bütün odadakiler ve yan odadakiler masalımı okumuştu. Selda nın işten çıkmasına 5 dakika kalmıştı, ne yapmalıydım? Acaba ayıp mı olmuştu? Kızmış mıydı bana? Hemen *Banu yengemizi arayıp ne yapmam gerektiğini sordum, sağolsun konuşmam için gazı verdi, tek ihtiyacım da buydu o an. Derken insanlar işten çıkmaya başladı, karanlıkta her çıkanı görmek için çabalıyordum. Tesettürlülerin yüzlerini ise karanlıkta seçmek gerçekten çok zordu, her an Selda yı kaçırabilirdim.. Ben yolun karşısındakilere bakarken Selda önümden geçip gitti, hemen arkasından koştum seslendim, döndü ve o anlar..

Karanlıkta daha bir güzeldi Selda, ay yüzü, zümrüt gözleri, ufaktan muzur gülümsemesi..Elinde kartın bir çanta vardı, çantanın üstünde benim kutum. “Hediyemi beğenmişsinizdir umarım diye söze başlayacaktım ama bir karışıklık olmuş sanırım” dedim. O da olayın arka yüzünü anlattı ayak üstü. Kutuyu bıraktığım masadaki kız cuma günü işe gelmemiş, Pazartesi günü kutuyu bulmuş ve arkadaşlarına göstermiş. Masalın sonuna adımı yazdığım için şirket dizininden ismimi araştırmış ve enteresandır benim ismimde birisi daha varmış şirkette. (Gerçek ismim çok nadir bulunan bir isimdir aslında, toplasan aynı isimde olan 5 kişiyle anca tanışmışımdır, o derece). Önce yanlış kızın odası sonra yan odalar sırayla konudan haberdar olmuş en son Selda ya kadar gelmiş dedikodusu. Önce o da anlamamış sonrasında masalı okuyunca jeton düşmüş ve kutuyu almış. Selda bunları anlattıktan sonra sözü ben aldım ve bu kadar ısrarcı olmamın sebebinin kendisinin ısrar etmeye değer olduğundan ne kadar zarif ve hanımefendi olduğundan bahsettim yağladım balladım ve görüşmek istediğimi bir kez daha söyledim. Hala gülümsüyordu, beklediğimden daha pozitif yaklaşıyordu, hediyem beğenilmişti anlaşılan. Sonra “Sizinle görüşmek istemememin tek nedeni arkadaşımla görüşmüş olmanız yoksa belki çok iyi bir insansınız sizi tanımıyorum, ama izin verirseniz ben biraz düşüneyim” dedi. O an içimden her türlü zafer, sevinme hareketini yaptım. “O zaman sizi tekrar rahatsız edeceğim” dedim, “Peki” dedi, selamlaşıp ayrıldık…

Tüm bunları yazarken olayı yeniden yaşıyorum, o yüzden konsantrasyonum bozuldu. Hikayenin geri kalanını bir iki gün sonra yazsam daha iyi olacak. Burada kestiğim için özürlerimi sunar, anlayışınız için teşekkür ederim.

* Cemil: eski işyerimdeki arkadaşım *Selda: Hikayeye konu olan hatun kişi *Banu yenge: En yakın arkadaşımın muhterem eşi *Nesibe: Üç Kere Hikayesindeki zorla görüştürüldüğüm hatun kişi.

Categories: Uncategorized | Tags: , , , , , , , | 3 Yorum

Yazı dolaşımı

3 thoughts on “Bir Sevda Masalı

  1. Haldun D.

    öyle bir yerde kestin ki sanki sonu olumlu bitiyormuş gibi oldu. Bekle bekle gelmez sonraki yazıyı göreceğimiz gün.

  2. ferit

    Eee okadar kişiyle görüşürsen , biri birinin arkadaşı, bir kuzeni, biri bilmem neyi çıkar.:)))) Bi noktada kadere razı ol bence ::))))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: